İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, uluslararası bir forex yatırım dolandırıcılığı şebekesine yönelik dört ayrı soruşturma başlattı. İsrail vatandaşı şüphelilerin yönettiği belirlenen ve çağrı merkezi görünümü altında çalışan şirketlere İstanbul ile Muğla’da eş zamanlı baskın yapıldı. 328 adrese düzenlenen operasyonda 191 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında şebekenin iki yılda 13 milyar liralık işlem hacmine ulaştığı tespit edildi. Mağdurlardan çıkarılan haksız kazancın ise 3 milyar doları aştığı belirlendi.
Soruşturmanın omurgasını dört suçlama oluşturuyor. Başsavcılık; bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumu gibi kullanılması yoluyla dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kurulu Kanunu’na muhalefet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama başlıklarında yürütülen soruşturmaları yönetiyor. MASAK raporları, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün hazırladığı mali analiz dosyaları ve MİT Başkanlığı’nın incelemesi sürece dayanak sağladı. Şüphelilerin ve şirketlerin tespiti bu üç kurumun çalışmasıyla yapıldı. Organizasyonun hedef ülkelerin dışında paravan çağrı merkezleri kurduğu ortaya çıktı.
Örgütün işe alım yöntemi de soruşturmada ayrıntılı biçimde çözüldü. Farklı ülkelerde operasyondan sorumlu kişiler belirlendi; şirket kurulumu, abonelikler, insan kaynakları yönetimi ve muhasebe bu kişilerce planlandı. Birden çok dil bilen adaylara “conversion agent” ve “retention agent” unvanlarıyla ilanlar verildi. Başvuranlar eğitime alındı, her birine kod adı verildi ve kendilerine “maske” hayat hikayesi hazırlamaları söylendi. Bu hikayelere mağdurları etkileyecek unsurlar yerleştirildi.
İşe alım sürecinde güvenlik taraması da yapıldı. Adaylar işe başlamadan önce yalan makinesine bağlandı; herhangi bir güvenlik gücüyle bağlantıları olup olmadığı sorgulandı. Testi geçemeyenler işe alınmadı. Çağrı merkezi olarak gösterilen iş yerlerine telefon sokulması yasaklandı. Ofis içinde İbranice konuşulmasına da izin verilmedi. Bu kurallar, örgütün kendi içindeki iletişimi sıkı biçimde denetlediğini gösteriyor.
Şebekenin mağdur avlama yöntemi ise sosyal medya ve arama motorları üzerinden kuruldu. Türkiye’de kurulan sözde çağrı merkezi, danışmanlık ve turizm şirketleri paravan olarak kullanıldı. Yatırım vaadiyle kazanç sözü veren ilanlar, kısa sürede para kazandırma iddiası taşıyan içeriklerle farklı platformlar üzerinden yayımlandı; reklamların büyük bölümü forex işlemlerine yönelikti. Yabancı ülke vatandaşları bu vaatlerle dolandırıldı; mağdurların konuştukları dile göre yönlendirildiği belirlendi. Soruşturma, şebekenin organizasyon yapısını ve para akışını ortaya koydu.





