SON DAKİKA

EKONOMİ

Fed’in Faiz Kararı Piyasalara Nefes Aldırdı

Fed politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına çekti; bu adım piyasa beklentileriyle uyumlu geldi. Karar metninde enflasyonun enerji fiyatları ve arz şokları üzerinden açıklanmasına son verilmesi, bunun yerine güçlü talep ile dayanıklı büyüme vurgusunun öne çıkarılması, ilk anda piyasa tarafından beklenenden daha şahin bir ton olarak okundu. Kısa vadeli tahvil faizleri karar ve açıklamalarla birlikte yükselirken, 10 yıllık getirinin yüzde 5’in hemen altında kalması, piyasanın daha sıkı bir para politikasını fiyatladığını gösterdi. Yatırımcılar bu sıkılaşmanın uzun vadede enflasyonu kontrol altına alacağına da güveniyor.

Enflasyondaki odak noktası değişiyor. Savaş kaynaklı enerji maliyetleri ve ikinci tur etkilerinden, büyük ölçüde yapay zeka kaynaklı yatırım harcamalarının beslediği güçlü talebe doğru bir kayma var. Yüksek faiz ortamına rağmen teknoloji şirketlerinin rekor üstüne rekor kırması bu talebi ayakta tutuyor. Yine de enerji etkisi tamamen ortadan kalkmış değil. Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE, gıda ve enerji kalemlerini dışarıda bıraksa da enerji maliyetleri dolaylı yoldan neredeyse her sektörde kendini hissettiriyor. Hizmet kalemlerinde güçlü iç talebin yarattığı katılığa, ABD’de dizel fiyatlarının bu hafta boyunca yükselerek galon başına 6,45 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkması ekleniyor. Bu durum taşımacılık, depolama ve sağlık hizmetleri başta olmak üzere pek çok kalemde maliyetleri yukarı çekiyor.

Brent petrolün haftanın başındaki zirvesinden yaklaşık 6 dolar gerilemesine karşın dizelin yeni rekor kırması, rafine ürün tarafındaki sıkışıklığın ham petrolden bağımsız olarak sürdüğünü gösteriyor. Bu ayrışma, dizel kaynaklı maliyet baskısının önümüzdeki aylarda açıklanacak enflasyon verilerine yansımaya devam edeceğine işaret ediyor. Brent’teki gerileme ise şimdilik daha çok piyasa bazlı enflasyon beklentilerinde karşılık buluyor. Fed’in enerji kaynaklı arz şoklarına doğrudan müdahale edebileceği bir aracı yok. Bu yüzden karar metninden enerji fiyatlarına ilişkin ifadenin çıkarılması ve vurgunun güçlü iç talep ile sermaye harcamalarına kaydırılması, Fed’in kontrol edebildiği talep cephesine yönelerek enflasyonla mücadelede daha proaktif davranacağına işaret ediyor.

Kısa vadeli piyasa faizleri bu tutumla yukarı taşınırken, haftanın başında 110 dolara yaklaşan Brent petrolün 103 dolar civarına gerilemesiyle enflasyon beklentilerinde görülen iyileşme uzun vadeli nominal getirileri baskılıyor. Bu durum maliyenin de işini kolaylaştırıyor. Ancak 40 trilyon doları aşan federal borç, Hazine’nin faiz ödemelerini karşılamak için daha fazla borçlanması anlamına geliyor. Özel sektörün de sermaye harcamalarını finanse etmek amacıyla gerçekleştirdiği tahvil ihraçları reel getirileri yüzde 2,60’ın üzerinde tutmaya devam ediyor. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin nominal getirilerde yarattığı düşüşü tahvil piyasası henüz tam olarak fiyatlamış değil. Yatırımcılar için bu tablo, kısa vadede faizlerin yüksek kalacağına, uzun vadede ise enflasyon baskısının hafifleyebileceğine dair bir dengeyi yansıtıyor. Piyasanın yönü, önümüzdeki enflasyon verileri ve Fed’in talep tarafındaki hamleleriyle şekillenecek.

İlgili Makaleler