SON DAKİKA

EKONOMİ

Trump’tan Fed’in Faiz Artırımına Sosyal Medyadan Tepki

ABD Merkez Bankası Fed’in faiz oranlarını yükseltme kararı, Beyaz Saray ile para politikası yapıcıları arasındaki gerilimi yeniden alevlendirdi. Başkan Donald Trump, kararın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla faiz indirimi çağrısını yineledi. Trump, ülkedeki faiz oranlarının yüzde 1 seviyesinde ya da daha altında olması gerektiğini savundu. Paylaşımında, ABD için faiz oranlarının vakit kaybedilmeden aşağı çekilmesi gerektiğini ifade etti. Başkan, mevcut faiz seviyelerinin ABD ekonomisini diğer ülkelere kıyasla dezavantajlı konuma ittiğini öne sürdü. Bu değerlendirmesini yaparken, ülkesinin küresel ekonomik rekabette geri planda kalmaması gerektiği vurgusunu öne çıkardı. Sözlerinin hedefinde ise doğrudan Fed’in para politikası duruşu vardı.

Trump, yüksek faiz ortamını dış ticaret açığıyla da ilişkilendirdi. Dünyadaki neredeyse her ülkeyi kendi sırtlarında taşıdıklarını iddia eden Trump, bu durumun sürdürülemez olduğunu dile getirdi. Ona göre yüksek faiz, doların aşırı değerlenmesine yol açarak ihracatı zorlaştırıyor, ithalatı ise cazip hale getiriyordu. Bu tablonun ticaret açığını derinleştirdiğini savunan Başkan, çözümün para politikasında gevşeme olduğunu belirtti. Açıklamaları, Fed’in 2023 yılından bu yana ilk kez faiz artırımına gitmesinin hemen ardından geldi. Para politikası yapıcılarının enflasyonun kendiliğinden düşeceğine dair inancını yitirmesi, bu kararın arkasındaki temel etken olarak gösteriliyor. Ağustos ayında açıklanan veriler, ABD’de enflasyonun beklentilerin üzerinde arttığını ortaya koymuştu.

Fed’in faiz artırım kararında, yedinci ayına giren ABD-İran çatışmasının tetiklediği yüksek enerji fiyatları da etkili oldu. Trump’ın gümrük vergisi politikaları, enflasyon hedeflerine ilişkin görünümü daha da belirsizleştirdi. Bu iki faktör bir araya gelince, merkez bankasının fiyat istikrarına yönelik projeksiyonları sorgulanır hale geldi. Piyasa analistleri, enerji maliyetlerindeki dalgalanmanın para politikası üzerindeki baskıyı artırdığını değerlendiriyor. Gümrük tarifelerinin ithalat fiyatlarını yukarı çekmesi, enflasyonla mücadelede ek zorluk yaratıyor. Böyle bir ortamda Fed’in elindeki manevra alanı daralırken, karar alıcıların iletişim stratejisi de daha fazla dikkat gerektiriyor.

Trump’ın Fed’e yönelik baskısı yeni değil. Başkan, Warsh’tan önceki Fed Başkanı Jerome Powell’ı faiz indirimi konusunda yeterince agresif davranmamakla sık sık sert biçimde eleştirmişti. Ayrıca Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook’u görevden alma girişimi de merkez bankası üzerindeki baskının bir başka boyutunu oluşturdu. Bu girişim şu ana kadar Yüksek Mahkeme tarafından engellendi. Trump’ın Cook’u görevden alma çabası, Fed’in bağımsızlığına dair tartışmaları yeniden gündeme getirmiş durumda. Söz konusu hamle, para politikasının siyasi müdahaleye açık hale gelip gelmediği sorusunu beraberinde taşıyor. Ekonomistler, merkez bankalarının karar süreçlerine yönelik bu tür girişimlerin uzun vadede piyasa güvenini zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor.

Faiz oranlarındaki artış, doğrudan tüketici kredileri ve konut kredisi maliyetlerini yükseltiyor. Kredi kartı faizleri ve otomobil kredileri de bu ortamdan olumsuz etkileniyor. Tasarruf sahipleri için mevduat faizleri cazip hale gelse de, borçlular için geri ödeme yükü ağırlaşıyor. İşletmeler açısından yatırım maliyetlerinin artması, istihdam ve büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Fed’in bundan sonraki adımları, enflasyon verileri ile enerji fiyatlarındaki seyre bağlı olarak şekillenecek. Bu süreçte Trump yönetiminin söylemleri ile Fed’in veri odaklı yaklaşımı arasındaki gerilimin ne yönde evrileceği, hem ABD ekonomisi hem de küresel piyasalar açısından yakından izleniyor.

İlgili Makaleler