SON DAKİKA

GÜNDEM

Yunan Basınında Türkiye’nin Bölgesel Gücü Değerlendirildi

Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden To Vima’da yayımlanan bir analiz, Türkiye’nin askeri, ekonomik ve diplomatik kapasitesini mercek altına aldı. Gazeteci Yannis Marinos imzalı yazıda, Türkiye’nin sahip olduğu verilerin bölgede yok sayılamayacak bir tablo oluşturduğu öne sürüldü. Analizde, Türkiye’nin stratejik hamlelerle bölgesel bir güce dönüştüğü değerlendirmesine yer verildi. Yazıda ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin bölgesel rekabete rağmen belirli bir denge içinde sürdüğü yorumu yapılıyor. Marinos’un değerlendirmesi, Atina’da Türkiye’nin artan etkisine yönelik tartışmaların bir parçası olarak okunuyor.

Ekonomik veriler açısından bakıldığında, Türkiye’nin nominal gayrisafi yurt içi hasılasının bu yıl 1,6 trilyon dolara ulaşmasının beklendiği aktarılıyor. Bu seviyenin Türkiye’yi Orta Doğu’nun en büyük ekonomisi konumuna taşıdığı ifade ediliyor. İhracat tarafında ise 2025 yılı itibarıyla toplam hacmin 635 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. Yazıya göre ihracatta en büyük payı yüzde 41,5 ile ülkeler alırken, Yakın ve Orta Doğu ülkelerinin payı yüzde 17 olarak kaydediliyor. Bu tablo, Türkiye’nin dış ticaret yapısındaki yönelimi göstermesi bakımından analizde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Askeri kapasite de analizin önemli bölümlerinden birini oluşturuyor. Marinos, Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO içinde ABD’den sonraki en büyük ikinci ordu olduğunu hatırlatıyor. Savunma sanayisinin son yıllardaki atılımına da geniş yer verilen yazıda, sektörün geçen yıl 10 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaştığı bilgisi paylaşılıyor. Son beş yıl içinde ihracatını üç katına çıkardığı aktarılan sektörün, bu performansla önemli bir mesafe katettiği vurgulanıyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin savunma alanındaki bağımsız kapasitesini güçlendirdiği şeklinde yorumlanıyor.

Diplomasi başlığı altında ise Türkiye’nin çevre ülkelerle yürüttüğü temaslar sıralanıyor. Suriye’de yeni yönetimin önemli bir müttefik olarak tanımlandığı belirtiliyor. Geleneksel müttefiklik ilişkilerinin sürdüğü, bazı ülkelerle sağlanan yakınlaşmaların ise doğrudan yatırım olarak ekonomiye yansıdığı ifade ediliyor. Erbil yönetimiyle varılan mutabakatların, bölge petrolünün sevkiyatında hayati bir koridor işlevi gördüğü kaydediliyor. Dört asırdır değişmeyen 560 kilometrelik ortak sınıra sahip olunan ülkeyle ilişkilerin ise bölgesel rekabete karşın bir denge ve güven iklimi içinde yürüdüğü değerlendirmesine yer veriliyor.

Analizin satır aralarında, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığının yalnızca tek bir alanla sınırlı olmadığı anlatılıyor. Ekonomik büyüklük, ihracat çeşitliliği, savunma üretimi ve diplomatik temasların bir arada ele alınması, değerlendirmenin çok boyutlu bir çerçevede kurgulandığını gösteriyor. Yunanistan kamuoyunda Türkiye’ye dair tartışmaların sıkça güvenlik ekseninde yürüdüğü bilinirken, bu yazının ekonomi ve diplomasi başlıklarını ağırlıklı biçimde işlemesi farklı bir yaklaşım olarak okunuyor. Marinos’un vurguladığı üzere, bu kapasitenin bölgedeki hiçbir ülke tarafından yok sayılamayacağı ifade ediliyor. Analiz, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrine dair somut bir öngörü içermiyor.

İlgili Makaleler