Irak’ın güneyindeki Meysan bölgesinden havalandığı belirlenen bir SİHA, Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ni Kızıldeniz’e bağlayan stratejik petrol boru hattını vurdu. CNN ve Axios’un istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre, saldırı geçtiğimiz çarşamba günü düzenlendi. Yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki hat, dünya petrol ticaretinin can damarlarından biri olarak biliniyor. Boru hattı, Suudi Arabistan’ın doğusundaki üretim sahalarını batı kıyısındaki ihracat limanlarına bağlayarak günlük milyonlarca varil petrolün taşınmasını sağlıyor. Saldırının hedef aldığı noktanın bu hat üzerindeki kritik bir aktarma istasyonu olduğu belirtiliyor. Patlamanın ardından bölgeye sevk edilen teknik ekipler, hasar tespit çalışmalarına hemen başladı. Irak hükümeti ise olayın ardından hızla harekete geçti ve sorumluları bulmak için kapsamlı bir soruşturma başlattı. Bağdat yönetiminin, saldırının kendi topraklarından yönlendirilmiş olması nedeniyle uluslararası kamuoyu nezdinde zor durumda kaldığı ifade ediliyor.
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, saldırının ardından Meysan bölgesinden sorumlu Operasyon Komutanı Celil Şerifi’yi görevden aldı. Başbakanlık Askeri Sözcüsü Sabah en-Numan, yaptığı açıklamada insansız hava aracının Irak topraklarından havalandığını doğruladı. Şerifi’nin bu nedenle görevden uzaklaştırıldığını belirten en-Numan, soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü ifade etti. en-Numan ayrıca, güvenlik birimlerinin bölgedeki hareketliliği yakından izlediğini ve benzer bir olayın tekrarlanmaması için ek önlemler alındığını sözlerine ekledi. Irak Cumhurbaşkanı Nizar Muhammed Said Amidi ise saldırıyı kınayarak faillerin en kısa sürede cezalandırılacağını duyurdu. Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, saldırının Irak’ın egemenliğine yönelik bir ihlal olarak değerlendirildiği ve sorumluların tespiti için tüm devlet kurumlarının seferber edildiği kaydedildi.
Saldırının ardından Bağdat yönetimi, İran’a açılan üç sınır kapısını kapattığını açıkladı. Yetkililer, kapatma kararının idari ve güvenlik düzenlemeleri kapsamında alındığını savundu. Ancak kapatılan kapıların tamamının İran sınırında bulunması, Tahran ile Bağdat arasında yeni bir krizin kapıda olduğu yorumlarına yol açtı. Sınır kapılarının kapatılmasının, iki ülke arasındaki ticari faaliyetleri ve insani geçişleri de olumsuz etkileyeceği belirtiliyor. Saldırının, Irak’ta konuşlu İran destekli Şii milis gruplar tarafından düzenlendiği tahmin ediliyor. Bu iddia henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. Bölgedeki güvenlik uzmanları, saldırının arkasında hangi aktörün bulunduğunun netleşmesi için zamana ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Olay, Irak hükümetinin ülkedeki milis gruplara silahlarını orduya teslim etmeleri yönündeki baskılarını artırdığı bir döneme denk geldi. Merkezi Bağdat yönetimi, İran’a bu gruplara verdiği destek nedeniyle sık sık eleştiriler yöneltiyor. Irak kamuoyunda, silahlı grupların devlet denetimi dışında hareket etmesinin ülke güvenliğini tehdit ettiği görüşü giderek daha fazla dile getiriliyor. Bölge ülkeleri saldırıyı kınarken, petrol piyasalarında da dalgalanma yaşandı. Uzmanlar, boru hattına yönelik bir saldırının küresel enerji arzını doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası gözlemciler ise olayın, Ortadoğu’da tansiyonun daha da yükselmesine yol açabileceği endişesini taşıyor.
Yemen cephesinde ise Meşru Aden Hükümeti’ne bağlı kuvvetler ile Husiler arasındaki mücadele hız kesmeden sürüyor. Bu çatışmalarda İran’ın desteklediği militan gruplar safında yer alan Husiler, hükümet güçlerine karşı saldırılarını yoğunlaştırmış durumda. Babulmendep Boğazı çevresi ile Dali, Marib ve El-Bayda illerinde yoğunlaşan çarpışmalar, 4 Eylül’de yeniden alevlenmişti. Hükümet güçlerinin önemli ilerlemeler kaydettiği bildirilirken, Suudi Arabistan’ın güneyindeki Aramco tesisleri ve Doğu-Batı Petrol Boru Hattı da aynı hafta saldırıya uğradı. Saldırıyı ilk etapta Husilerin üstlendiği öne sürülmüştü. Yemen’deki çatışmaların, bölgesel aktörlerin müdahalesiyle daha da karmaşık bir hal aldığı ve insani krizin derinleştiği belirtiliyor.




